28 Eylül 2011 Çarşamba

BAL AZ OLUNCA...

Benim bal üretme yöntemim tamamen ilkel şartlardadır. İlk baharda on çerçeve olan kovanlarıma kat koyar ve ormanda yabani hayvanların ulaşamayacağı bir yere koyarım. Sonbaharda da gidip az miktardaki balı alırım. İşte az miktarda olan bu bal benim için çok kıymetlidir.











İşte arılarımızın bal yaptığı dağların arasında, ormanların içinde, alabalıkların oltalarla tutulduğu yer buralar. Sizleri de gezmeye beklerim. Giresun Doğankent...



Balığı Zübeyir tutmadı tabii.




7 Mayıs 2011 Cumartesi

videoHavalar biraz serin olduğu için şurubu erken vereyim dedim. Vermeseydim keşke. Ortalık öyle bir karıştı ki, sormayın. kovanların önünü kapattım. 10 dakika sonra normale döndü. Acemilik işte. Ne yaparsın.

25 Nisan 2011 Pazartesi

KOVANIM KAYBOLDU

Son bahara girerken 10 tane kovanım vardı. Şubat ayında iki tanesi kimliği belirsiz dostlarım tarafından yuvarlandı ve öldü. Bir hafta önce ise yeni satın aldığım iki kovandan bir tanesi, yine kim olduğunu henüz tespit edemediğim birileri tarafından götürüldü. Bir haftadır aradığım kovanı, yaklaşık bir kilometre uzakta bir bahçede tek olarak buldum. Akşamleyin kovanı aldım ve eski yerine getirdim. Yaptığım kontrolde ana yoktu. Bir kovan için kimseyi zan altında bırakmak istemediğim için bir şey demedim. inşallah tekrar götürmezler. Dilerim siz değerli arı dostlarımızın başına böyle bir şey gelmez. herkese saygılar, selamlar...

15 Temmuz 2010 Perşembe

HARİKA BİR ŞİİR

EĞER

EĞER, Bütün çevrendekiler akıllarını yitirip, bunun nedenini
Senden bildiklerinde, sen kendininkini koruyabilirsen;
Kimse sana güvenmezken, sen kendine güvenip,
Onların güvensizliğini de haklı bulabilirsen;
Bekleyebilir, beklemekten de yorulmazsan,
Ya da, hakkında yalan söylendiğnde, sen yalana başvurmazsan,
Ya da senden nefret edildiğinde, sen nefrete yol vermezen,
Bunlara karşın, ne çok iyi görünmez, ne de çok akıllı laflar etmezsen;

EĞER, hayal kurabilir de hayallerini kendinin efendisi yapmazsan;
Düşünebilir de düşüncelerini amaç yapmazsan;
Yengiyle ya da yenilgiyle karşılaştığında,
Bu ikiyüzlülerin, ikisine de aynı biçimde davranabilirsen;
Söylediğin gerçeklerin, düzenbazlarca alıklara
Tuzak kurmak için çarpıtılmasına katlanabilirsen,
Ya da uğruna tüm yaşamını verdiğin şeylerin yıkıldığını
Gördüğünde, eğilip, yıpranmış araçlarla onları, yeniden onarabilirsen;

EĞER, bütün kazancını bir yığın yapıp, bunların hepsini
Bir yazı tura atışı için, kaybetmeyi göze alabilirsen,
Kaybedip, yeniden başlayabilirsen,
Kaybın için de bir tek sözcük bile söylemezsen;
Kalb, sinir ile kaslarını, onların güçlerinin sonuna geldiklerinde bile
İşe yaramaları için zorlayabiliyorsan,
Sende, onlara “Dayanın!” diyecek bir iradeden başka
Hiçbirşey kalmadığında bile sabredebiliyorsan;

EĞER, kalabalıklarla konuşup, erdemini koruyabiliyorsan,
Ya da kırallarla birlikte dolaşıp, halkla temasını kaybetmiyorsan;
Ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitemiyorsa;
Bütün insanlar seni sayıyor, ama bunu abartmıyorlarsa;
Afetmeyen son dakikayı, atmış saniyelik
Bir menzil koşusu olarak tamamlayabilirsen;
Yeryüzü ile bütün içindekiler senindir,
Dahası, ADAM gibi ADAM olursun, oğlum!.

Rudyard KIPLING

7 Temmuz 2010 Çarşamba

12 Nisan 2010 Pazartesi

KOVAN KAYIPLARI

Tanıdığım arıcılarla yaptığım görüşmelerde Kovan Kaybının çok olduğunu beyan ediyorlar. Bir arkadaşın 40 kovanından hiç sağ kalmamış. 40-50 kovanı olan başka bir arıcının ise 8 kovanı kalmış. Bu arıcılar da benim gibi acemi deyil, Hepsi de eski, tecrübeli arıcılar. Diğer bölgelerde inşallah böyle bir durum yoktur. Bende ise çok şükür, bir ana kaybından başka zayiat yok. Bu gibi üzücü olayları Allah tüm arıcı dostlarımızdan uzak etsin.

18 Mart 2010 Perşembe

ANA KAYBI




Değerli arıcı arkadaşlar.


Arıcılığa yeni başlamış birisi olarak bilgi ve tecrübenize ihtiyacım var.


1- Son baharda anayı yeni çıkarmış ve çiftleşme yapamamış bir kovanımdaki ana arı yumurlama yapmadığı için öldürüldü. Kovanda üç çerçeve arı bulunmakta. Ana arı mevcut deyil. Kovanlarım 1100 rakımlı bir yerde ve henüz havalar ısınmadı. Bu kovanımı nasıl kurtarabilirim.


2- Ana arısı yaşlanmış iki kovanım var. Bu kovanlara yeni ana arı vermek istiyorum. Hangi yöntemi uygulamam gerikir.


Bu konularda yardımcı olursanız memnun olurum. Saygılar, selamlar.

20 Ocak 2010 Çarşamba

MEMLEKETTEN...

Bazen Cenneti hayal ederde bir türlü anlatamayızya. İşte Cenneti hatırlatan memleket resimleri.


Yaylada isli demlikte demlenen çayın tadını bilmeyenler parmak kaldırsın.









Böğürtlen ve çalı çileği...









Arıların en çok sevdiği çiçeklerden bir tanesi...

Zirveye çıkabilmekten daha önemlisi, orada kalabilmek. İşte zirvede kalanlardan biri. Nurettin bey.













Şehirde yaşayıp da dağların ve yaylaların özlemini çeken geleceğin arıcısı. Emirhan...







Anadolunun bir çok yerinde bulunan, yıllarca insanımıza hizmet veren, dedelerimizin el emeği ile yaptıkları bir değirmen.













İki sevgilinin buluşma anı. Bulutlarla ormanın ...













Giresun Doğenkentte bulunan ve biz gurbetçilerin yolunu gözleyen evimiz...




Taaa uzaklara bakarken kaybolup gitmek..







Adını bilmediğim, ancak arılara hasret gözlerle yol gözleyen dağ çiçeği...





İşte bir tane daha













Orman gülü ve ladin ormanılarının dağların tepesindeki çimenlerle buluşma yerlerinden bir tanesi...












Ve bir diğeri...












Birçok insanın hasretini çektiği yaylalarımızın tadını çıkaran hayvanlar...






Yayla deyince işte böyle bir yayla. Beton blokların kirletmediği, sabahleyin çatıya yuva yapan kuşun tıkartısıyla uyanılan evler...




29 Aralık 2009 Salı

Arıların Diliyle



Arılar kendi aralarında konuşurken, arı beyinin herkesi susturup , birşeyler söylediğini duyargibiyim.



"Biz her ne kadar doğal şartlarda , ağaç kovuklarında, kayalıklarda, toprak altında ve bulabildiğimiz müsait yerlerde yuvamızı kurup yaşardık. Elverişsiz ortamları kendimize yuva yapmak için çok çalışırdık. Ürettiğimiz balımızı da kendimiz tüketirdik. Şimdi ise insanlarla çok rahatsız edilmediğimiz sürece uyum içinde yaşarız. Biliyorsunuz insanlar bizim için modern evler (kovanlar) yaptı, hastalandığımız zaman ilaç verdi, bizi tüm zararlılardan korudu. Öyle olduki, hasta olmamamız için bir doktor edasıyla beyaz önlüklerini giydiler, temiz eldivenlerini taktılar ve hijyen konsunda her türlü gayreti gösterdiler. Bilimsel araştırmalar yaptılar, bizim için fedakarlıklar gösterdiler. Bizler ise onlarla balımızı, sütümüzü, polenimizi paylaştık. İnsanlar bizi sevdi, biz de insanarı sevdik. Zaman zaman ufak tefek kavgalarımız olsa da, genelde iyi geçiniriz. Şuan kış mevsimindeyiz. Bahar gelince hasret gidermek için gelecekler. O zaman ellerinden deyil, mutlaka gözlerinden ya da alnından öpün olnarı. Çünkü onlar bize gözü gibi bakıyar. Biz de öyle yapalım.


Sağlıcakla yaza çıkalım. Hep birlikte bereketli bir yeni yılı birlikte geçirelim. "
Hah çok güzel. Öptüğünüz belli olsun...

27 Haziran 2009 Cumartesi

YILDIRIM DÜŞMESİNE DİKKAT


Değerli arıcı arkadaşlar. Son günlerde yoğun bir şekilde yağan yaz yağmurları nedeniyle yıldırım düşme olaylarının yaşandığı hepinizin malumudur. Giresunun yaylalarında meydana gelen youn yağış ve yıldırım düşmesi neticesinde çok sayıda hayvan telef olmuş, dahada üzücüsü Akköy II baraj inşaatındaki dinamit deposuna düşen yıldırım üç kişinin ölümüne ve iki kişinin de yaralanmasına neden olmuştur.
Arıcı arkadaşların çoğu rakım olarak yüksek yerlerde konakladığından yıldırım düşme risi mevcut olmaktadır. Yıldırım düşme olayının önlenmesi mümkün deyildir ancak, konaklanılan yerlerde metal eşyaların yıldırımı çektiği de bir gerçektir. Yıldırım yüksek voltajda elektrik akımı olduğundan şimşek çakıp yoğun yağmur yağışının olduğu durumlarda metal eşyaların uzağında durmak, düşmesi mutemel yıldırımın etkisinden korunmak anlamına gelecektir. O bakımdan, bu gibi yerlerde konaklayan arkadaşlar daha dikkatli olmalılar. Allah hepinizi ve hepimizi bu gibi tabii felaketlerden korusn.
Saygılar...

19 Haziran 2009 Cuma

TEMEL PETEK FİYATLARI NEDEN YÜKSELDİ

Değerli arı dostları. Almanyada arıcılık yapan, bilgi ve tecrübelerini paylaşarak tüm arıcılara fevkalade katkıda bulunan Mehmet YÜKSEL bey, temel petek yapımı konusunda bayağı emek sarfederek ürettiği sistemi bizlerle paylaşmıştı da, işin aslı çok da tikkate almamıştım. Ama ne kadar önemli ve gerekli bir iş yaptığı bu günlerde ortaya çıkıyor. Kendisine teşekkür ediyorum.

Bilindiği üzre bu günlerde arıcıların en çok ihtiyaç duyduğu ve satın aldığı/almak zorunda olduğu malzeme temel petektir. Mart Nisan aylarında 8,5 tl olan temel peteğin kilosu bu günlerde 17-18 tl. ye kadar çıkmış bulunuyor. Bu fiyat yaklaşık on gün öncesine ait. Belki bu gün 20 tl'yi de geçmiştir. Fiyatların bu denli yükselmesinin sebebini sorduğumuzda; "efendim temel petek imalinde kullanılan ham madde Rusyaya ihraç edildiği için fiyatlar yükseldi. Yoksa fırsatçılık gibi bir niyetimiz yok" denildi. Ben mi yanlış değerlendiriyorum bilmem ama, 3-4 ay önce 8,5 tl ye satılan temel peteğin fiyatı ne olduda bir anda 17-18 tl ye çıktı. Amaç her halukarda bu malzemeyi satın almak zorunda olan arıcılardan, fırsat bu fırsat deyip rant elde etmekmi? Yosa fiyatların bu kadar yükselmesinin başka bir sebebimi var. Ordu'da fiyatlar bu durumda iken diğer illerimizde farklı olduğunu düşünmüyorum. 8,5 tl iken kar eden bir ürüne bu gün 15 tl teklif edince zarar ediyor deniliyor. Ben bu işlerin acemisiyin. Gerçek yorumu ustalar yapar düşüncesiyle herkese saygı ve selamlar...

2 Haziran 2009 Salı

ARILAR ORMANDA, BALIK VERELİM

Yaz sıcağında şehirde arı olmaz düşüncesiyle arıları Giresun-Doğankente 7-8 km uzaklıkta, yerleşim yerinden uzakta ormanın içine bırakmıştım 15 gün önce. Çalıştığımız yere uzak olması nedeniyle de ilgilenme şansımız az oluyor. Birkaç defa gidip kontrol etmenin dışında yaplıcak fazla bir şey yok. Ormanda bulunan kestane, böğürtlen, ıhlamur, orman gülü, vs. ne varsa, yapabildiği kadar bal bize yeter.




Arılardan uzak kalınca yapılacak en güzel şey, rıhtımda balık tutmak. Ne de güzel vuruyor çaparaya mübarek. Kısmet olurda arıların yanına gidersem Alabalık resimlerini de sizlerle paylaşacağım. Biz aryı da, balığı da zevk için yapıyoruz. Ama ömür vefa ederde emeklilik nasip olursa, asıl arıcılık o zaman yapılır işte. O zamana kadar bu işin kursunu alıp, değerli Milli Eğitim Müdürmüz Nurettin Günay beyin rahle-i tedrisatından geçeceğiz uygulamalı olarak. Kendisi çok iyi arıcıdar. On senedir dört arıyı beş yapamadı benim gibi. her sene bir sürü zayiat... bu sene hariç. Artık birşeyler öğrenmiştir herhalde.


18 Mayıs 2009 Pazartesi

DAİMİ ZİYARETÇİLER


Bizi pek kimse ziyarete gelmez. Komşunun hayvanları hariç.

Yaklaşık birbuçuk ay kadar önce ana anayı değiştiren kovanımız yaklaşık hala çifleşip yumurta atmadı. Havalar da gayet güzel gidiyor. Ama uçuşa çıkmadı henüz.


Yazın gelmesiyle topraktan yeşillik ve çiçek fışkırıyor.

Bakarmısınız, rengarenk çiçekler.



Fındık da üreticinin umudu olarak daldaki yerin alıyor...


2 Mayıs 2009 Cumartesi

NUR TOPU GİBİ BİR .....



















Geçenlerde bu ana memeleri de neyin nesi, anası olan arı niye ana memesi dikti diye sormuştum ve bayağı da telaşlanmıştım. Daha sonraki yaptığım kontrolde anayı ölü olarak kovanın önünde bulmuştum. Bu doğrultuda bloğu olan usta arıcılar onlar ana memesi, on güne kadar yeni ana çıkar diye bizi bilgilendirmişlerdi. Bu gün yaptığım kontrolde ana memelerinin hepsinin ağzı açılmştı. Ben ed bu kadar çok ana nereye gitti diye aramaya başladım.



Epey bir aradım.









Nerde bu yaa.











Ahada ! !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!




Oda ne,





ana???






anaaa...





ANAAAAAAAAAAAAAAA.............


AnAaAaAaaAAAAAAAAA.,.,.,.,,.,.



Ana la ana, ahada ana, ana çıkmış ana......



Çok heyecanlandım. İlk defa oluyor bu iş...




Neyse heyecanı bırakıp sadede gelelim. Benim gibi sizinde ilk ananız çıksaydı, bilmiyorum ama heyecanlanırdınız. Ben de heyecanlandım tabii.

Kovanda hala günlük yumurta yoktu. Şurup yine vermedim.



Sonra diğer analır aramaya devam ettim ama yoktu kovanın içinde. Kovanın önüne baktım birde ne göreyim.




Buyrun beyler cenaze namazına... Fazladan çıkan analara vefasızlık edilmiş. Kapı dışarı edilince kovan önünde ölü vaziyetteydiler.












Anayı görmenin sevinciyle dooooğru denize gittim.





Ve işte bu günün hasılatı. Ben arıcılık konusunda acemi olabilirim. Ama balıkçılık konusunda ustayımdır.
He he he kovadaki balıklardan ustalık anlaşılıyor.
Herkese selamlar.

29 Nisan 2009 Çarşamba

GÜNEŞİ GÖREN DIŞARI FIRLIYOR

videoMalum Karadeniz Bölgesi Türkiyede en çok yağış alan bir bölgedir. Arılar da yağmurlu, soğuk havalarda dışarı çıkmayı sevmez. Bu gün güneşi gören arılar ipini koparmışcasına dışarı fırladılar. Ama bu çıkış uzun sürmedi. İki saat sonra tekrar yağmur yağdı. Diğer bölgelerdeki arıcı arkadaşlar güneşli havanın tadını çıkrmaya dursun, biz yaz güneşini biraz daha bekleyeceğiz.

28 Nisan 2009 Salı

ANASIZLIK


Anasız kalan arım da aynı şeyi söyüyor."Cennet Anaların ayağı altındadır" (H.Ş.) Mevcut iyice azaldı. Yeni ananın yolunu gözlüyorum.

27 Nisan 2009 Pazartesi